En büyük sorunlardan bir tanesi, insanların birbirine güvenmemesi. Değer vermemeleri, kendilerini üstün görmeleri, gurur yapmaları, kibir yapmaları, kendinde büyüklüğü –haşa- ilahlık derecesine getirmeleri kendilerini mahvediyor ve çok ızdırap veriyor insanlara bu.
Kusur gözüyle bakarsan çok fazla kusur görürsün. Ama güzel gözle bakarsan onda çok fazla güzellik görebilirsin. Öbür türlü beynini karartırsan gördüğün görüntü de kararır o zaman. Ruhun da kararır.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Eğer insanların herşeyine öfke duyarsan, herşeyinde bir kusur ararsan kimse kimseyi sevemez. Herşeyde bir güzellik aramak lazım, herşeyin güzel yönünü görmek lazım. O zaman çok sevebiliriz. Herşeye hayır gözüyle bakmak lazım.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Güven olduğunda sevgi olur. Değer verme olduğunda sevgi olur, merhamet olduğunda sevgi olur, affedicilik olduğunda sevgi olur.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Filmlerde, adam öldürme heyecanla seyrediliyor birçok insan tarafından. O zaman merhametin ruhu bilinçaltında gittikçe azalmaya başlıyor. Şefkatin ruhu gittikçe azalmaya başlıyor ve şiddetin ruhu insanlarda gelişmeye başlıyor. Hâlbuki sevgiyi, merhameti anlatan, affediciliği, dostluğu, iyi niyeti, hoş görüyü, güven ruhunu anlatan filmler olması lazım.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Bir insan şüpheciyse, insanlara güvenemiyorsa, korku içinde yaşıyorsa, sevgiyi bilmiyorsa, nefrete açıksa, rekabet ruhundaysa, kinden, küsmeden, darılmadan, kavgadan hoşlanıyorsa acılar bitmez. Deccal de insanların bu zaafını bildiği için buradan yanaşıp insanları mahvediyor.
Uyuşturucu, antidepresan yiyecek içecek gibi kullanılıyor. Neden? Çünkü Mehdiyetin o güzel, sıcak iklimi oluşmadı. Sevgi oturmadı dünyaya, merhamet oturmadı, dostluk oturmadı. O öyle olunca antidepresanlar gıda haline geliyor.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
İttihad-ı İslam olmadan, Mehdiyet ruhu her tarafı sarmadan, İsa Mesih’in -İsa İbni Meryem’in- güzel ahlakı, güzel varlığı yeryüzünde hissedilmeden, Mehdiyet’le birlikte mücadelesi görülmeden dünyada huzur diye bir şey olmaz.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Yeni Osmanlı dedikleri veyahut Osmanlı modeli gibi dedikleri Mehdiyet’in değişik isimleridir. Türk İslam Birliği Mehdiyet’in bir ismidir. İttihad-ı İslam Mehdiyet’in bir ismidir. Neo Osmanlı Mehdiyet’in bir ismidir. Hepsi bu ittihadın ismidir, Mehdiyet’in ismidir.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
İttihad-ı İslam’ın oluşması için Allah dünyaya ömür verdi. Şu anki ömrün nedeni bu. Kıyametin vakti geldi. Kıyamet uzatılıyor Mehdi (as)’ın çıkması için, İttihad-ı İslam oluşması için.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Kuran’ı uyguladığında akıl, irfan, iyilik, güzellik, iyi niyet, samimiyet, o insanın ruhuna oturuyor. Onun için Kuran dünya için çok büyük bir nimet. En büyük nimet; iman, Kuran. MaşaAllah.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Kuran ne güzel. Hiçbir yerinde çelişki yok. Her anlatımı mükemmel, her anlatımı vicdanı rahatlatacak şekilde akla uygun. Uygulandığında dünyada huzur meydana geliyor. Şahıs kendi uyguladığında kendinde mükemmellik meydana geliyor.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Güzel şeyler güzel insanlara layıktır. Güzel olan her şey ondan anlayana, ona şükredene, onu Allah’tan gelen bir nimet olarak görene layıktır.
(A9 TV; 29 Kasım 2012)
Adnan Oktar
-
Sungur Ağabey Sayın Adnan Oktar’a hitaben şöyle demişti: “Ne mutlu sana! Mazi de müstakbel de seni alkışlıyor.”
(A9 TV; 1 Aralık 2012)
Adnan Oktar
-
Sungur Ağabey Sayın Adnan Oktar’a hitaben şöyle demişti: “Sen küfre karşı seddi Zülkarneyn oldun, seni aşıp bize gelemiyorlar.”
(A9 TV; 1 Aralık 2012)
Adnan Oktar
-
Sungur Ağabey: “Diğer ağabeylerle aramızda konuşuyoruz; İslam’ın hakimiyetini ben göremem ama Abdullah Yeğin görür, inşaAllah. Çünkü aramızda en sağlıklı olan Abdullah Yeğin. Allah’ın izniyle."
(A9 TV; 1 Aralık 2012)
Adnan Oktar
-
Sungur Ağabey: “Diğer ağabeylerle aramızda konuşuyoruz; İslam’ın hakimiyetini ben göremem ama Abdullah Yeğin görür, inşaAllah. Çünkü aramızda en sağlıklı olan Abdullah Yeğin. Allah’ın izniyle.
(A9 TV; 1 Aralık 2012)
Adnan Oktar
-
Sungur Ağabey: “Bediüzzaman bana, ‘Mehdi’yi ben göremeyeceğim ama sen göreceksin’ dedi.”